Bize Mesaj Yoluyla da Ulaşabilirsiniz!

Hemen Randevu Al

Üç Haftadan Uzun Süren Öksürüğe Dikkat!

Kontrolsüz hücre çoğalması olarak tanımlayabileceğimiz kanser ve kansere bağlı ölümler, tütün kullanımı, çevresel maruziyetlerin artması, ortalama insan ömrünün uzamasıyla eskiye oranla daha sık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Dış ortam ile teması çok yoğun olan akciğerler ise sigara ve çevresel zararlı maddelerin kanser yapıcı etkisinden en fazla etkilenen organımızdır. Solunum sisteminin epitelyal hücrelerinden kaynaklanan akciğer kanseri, en sık görülen kanser türlerinden biridir. Erkeklerde kansere bağlı ölümlerde birinci sırada yer alan akciğer  kanseri için en önemli risk faktörü tütün kullanımıdır. Tütün kullanmayanlarda kullananlara göre çok daha seyrek rastlanılan akciğer kanseri sıklığının sigara ile savaşta başarı kazanıldıkça azalması beklenmektedir.  Kendisi sigara içmediği halde bulunduğu ortamda sigara içilen yani pasif içici olarak adlandırılan bireylerde de akciğer kanseri gelişme sıklığı hiç sigara içmeyen ve pasif içiciliği olmayan bireylere göre daha yüksektir. Sigara dışında genetik yatkınlık, ev içi ortamda bulunan radon gazı maruziyeti, bazı metal buharlarına maruziyet ve ülkemizin özellikle belirli bölgelerinde önemli bir halk sağlığı sorunu olan asbest maruziyeti gibi faktörlerde akciğer kanserine neden olabilecek riskli durumlardır.

Akciğer kanserinde erken tanı yaşam kurtarır: Tüm kanserlerde olduğu gibi akciğer kanserinde de erken tanı yaşamsal öneme sahiptir. Erken dönemde tanı konulan kanser olgularında uygulanan cerrahi ve diğer tedaviler ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Erken tanı için nelere dikkat edilmelidir?

Akciğer kanserinin belirtileri öksürük, balgam çıkarma, kan tükürme, nefes darlığı, sırt veya göğüs ağrısı, ses kısıklığı  olabilir. Akciğer kanserine yakalanan hastaların büyük çoğunluğu sigara içen bireyler olduklarından öksürük, balgam çıkarma, hırıltılı solunum gibi şikayetler hasta tarafından genellikle sigaraya bağlanmaktadır. Bu durum hastalık belirtilerinin ihmal edilmesi ve teşhisin gecikmesi ile sonuçlanır.

Gecikmeye yol açmamak için üç haftayı geçen öksürük varlığında, önceden var olan öksürüğün karakterinin değişmesi durumunda (öksürüğe balgam eklenmesi, birlikte kan tükürme veya öksürüğün şiddetinde değişiklik olması gibi) hastanın gecikmeden hekime başvurması gerekir.

Bunun dışında 40 yaşın üzerinde sigara kullanan bireylerin düzenli sağlık kontrolleri yaptırması önerilir.

Akciğer kanserinde tanı nasıl konulur?

Klinik şüphe varlığında hekim kararıyla akciğer grafisi ve akciğerin bilgisayarlı tomografisi incelenir ve gerekli durumlarda bronkoskopi adı verilen endoskopik yöntemle biyopsi yapılarak tanıya ulaşılır. Bronkoskopi ile ulaşılamayacak bölgeler için konunun uzmanı hekim farklı biyopsi yöntemlerini önerecektir.

Akciğer kanserinin tedavisi: Akciğer kanserleri başlıca iki grupta ele alınır. Bu gruplar küçük hücreli kanser ve küçük hücreli olmayan kanserlerdir. Biyopsi ile bu ayrımın yapılması çok önemlidir. Çünkü bu iki grupta tedavi yöntemleri farklılıklar gösterir. Tedavi yöntemi üzerine etkili bir diğer faktörde tanı konulduktan sonra hastalığın evresini doğru olarak belirleyebilmektir. Hastalığın evresi akciğerdeki asıl tümörün bulunduğu yer, tümörün boyutu, göğüs içersindeki lenf bezlerine yayılım ve akciğer dışı organlara yayılım gibi faktörlerle belirlenir.

Evreyi belirleyecek farklı girişimler, farklı görüntüleme yöntemleri vardır. Örneğin kısaca EBUS denilen endobronşiyal ultrasonografi yöntemi son yıllarda bu konuda çığır açmış bir yöntem olarak bilinir. Bu yöntemle bronkoskopik olarak bronşlara girilir, buradan ultrasonografi yapılarak lenf bezleri görülür ve lenf bezlerin içersinden numune alınarak inceleme yapılır. Bu yöntem evrelemenin yanısıra birçok olguda tanı amaçlı da kullanılmaktadır.

Tüm bu işlemler sonucunda akciğer kanserinin tipi, hastalığın evresi ve hastanın performansı gibi faktörler gözetilerek tedavi şekline karar verilir. Bu tedavi cerrahi girişim, kemoterapi ya da radyoterapi olabilir. Birçok hastada ise bu modalitelerin kombinasyonu tercih edilir.

Günümüzde erken tanı olanaklarının artmış olması, gelişen teknolojiyle birlikte cerrahi tekniklerin gelişmesi, radyoterapi alanında çok üstün cihazların kullanıma girmesi ve kemoterapi uygulamalarında daha etkin ilaçların kullanılması ve bunun da ötesinde kanser hücrelerinin genetik özelliklerine göre hedefe yönelik tedavi olanaklarının kullanılmasıyla, akciğer kanserinin tedavisinde eskiye göre daha yüzgüldürücü sonuçlar alınabilmektedir.

Ancak yukarıda tüm bilgilerin ötesinde, en önemli noktanın kanserden korunmak olduğu gerçeği düşünüldüğünde, tütün kullanımı ile mücadele, bu hastalıkla insanoğlunun savaşındaki en önemli kilometre taşıdır.

Prof. Dr. Benan Çağlayan

Göğüs Hastalıkları Uzmanı

kaynak: TRT Haber