Bize Mesaj Yoluyla da Ulaşabilirsiniz!

Hemen Randevu Al

Hiperhidroz (Aşırı terleme)

 

Terleme her insanda normal olarak gerçekleşen ve vücut sıcaklığını dengelemeye yarayan fizyolojik bir mekanizmadır. Terlemeyi sağlayan ter bezleri kendi kontrolümüz dışında çalışan otonom sinir siteminin bir parçası olan sempatik sinir sisteminin kontrolü altındadır.

Aşırı terleme durumu ise  vücudun tümünde yaygın ya da belli bölgelerinde sınırlı olarak gerçekleşebilmektedir. Yaygın, tüm vücutta olan aşırı terleme her zaman bir hastalık belirtisi olmayıp kilo fazlalığı ya da kullanılan ilaçlar nedeniyle gelişebilir. Bazen ise tiroid bezi fonksiyon bozuklukları, kanserler, diyabet ya da enfeksiyonlar gibi hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Vücut genelinde olan bu aşırı terleme durumlarında yapılması gereken altta yatan nedenin veya hastalığın düzeltilmesine yönelik çalışmalardır.

Bölgesel aşırı terleme (primer lokal hiperhidroz) ise daha çok el ayak koltuk altı ve yüz gibi bölgelerde sınırlı olan ve sempatik sinir sisteminin aşırı duyarlılığı ve aktivitesine bağlı olarak gelişen özel bir durumdur. Başka bir hastalığa veya hormonal bozukluğa bağlı değildir. Stres, korku, heyecan durumları ve sıcak hava tetikleyici faktörler olarak rol oynamaktadır. Aşırı el terlemesi (palmar hiperhidroz) en sık görülen şeklidir. Aynı zamanda koltuk altında (aksillar hiperhidroz), ayaklarda (plantar hiperhidroz) ve yüzde de (fasiyal hiperhidroz) aşırı terleme beraber olabilmektedir. Hastaların sosyal hayatlarında kısıtlanmaya yol açmakta, tokalaşma, kalem veya alet kullanma gibi günlük aktivitelerde aksamaya yol açarak kişinin psikolojik durumunu da olumsuz etkilemektedir. Geceleri genellikle bir sorunla karşılaşılmazken stresli durumlarda ise kuru haldeki ellerin dakikalar içinde yere damlama oluşturacak düzeyde aşırı terlemesi görülebilir. Bu rahatsızlığa toplumda sıklık olarak %2-4 oranında rastlanmaktadır. Cinsiyet farkı olmaksızın erkek ve kadında eşit oranda rastlanmaktadır ve genelde ailesel bir eğilim-genetik köken söz konusudur. Hastalar genellikle hekime 18-25 yaş arasında başvurmaktadırlar.

Bölgesel aşırı terleme tanısı konulurken hastalardan alınan detaylı bilgi ve muayene genellikle yeterli  olmaktadır. Tanı konulurken aşağındaki kriterlerin mevcut olması üzerinde durulur:

  • Başka bir hastalığa bağlı olmaksızın el, ayak, koltuk altı, yüz-kafa gibi bölgesel aşırı terlemenin mevcut olması,
  • Ek olarak aşağıdaki özelliklerden en az ikisinin varlığı;
    • 25 yaşından önce başlaması
    • en az 6 aydır var olması,
    • iki taraflı ve simetrik olması,
    • aile hikayesi olması,
    • gece aşırı terleme olmaması,
    • en az haftada bir atak görülmesi,
    • günlük hayatın etkilenmiş olması.

 

Tedavi Yöntemleri

Harici topikal ilaçlar ve kremler: Alüminyum içeren krem yada losyonlar gibi terleme bölgesine haricen uygulanan ürünlerdir. Hafif olgularda tatmin edici sonuçlar verebilmektedir. Etkileri geçici ve kısa sürelidir ve ağır vakalarda  yetersiz kalmaktadır. Uygulama bölgesinde tahriş oluşturabilme gibi olumsuz yönleri mevcuttur.

İyontoforez: Terleme bölgesine sıvı içerisinde düşük voltajda elektriksel uyaran verme prensibine dayanan tedavi yöntemidir. Uygulanabilirlik açısından daha çok el ve ayak aşırı terlemesinde tercih edilmektedir. Etki süresi ortalama bir iki hafta olduğundan aralıklı tekrarlanması gereken bir tedavi yöntemidir. İyontoforez hamile kadınlarda, kalp cihazı veya önemli metal implantlar taşıyan veya epilepsi veya kalp rahatsızlıkları bulunan kişilerde olası yan etkileri nedeniyle uygulanamamaktadır.

Botox (botilinum toksini) uygulaması: Bakteriden elde edilen botilinum toksininin terleme bölgesine çok sayıda küçük enjeksiyon yapılarak uygulandığı tedavi şeklidir. El içine uygulamada çok ağrılı olabilmesi, hissizlik ve kas güçsüzlüğü gibi sorunlar oluşturabilmesi nedeniyle el bölgesi için pek tercih edilmemektedir. En sık ve verimli olarak koltuk altı bölgesinde uygulanmaktadır. Etkisi ortalama 6-8 ay sürmektedir ve bu süre sonunda yöntemi tekrarlamak gerekmektedir.

Cerrahi Tedavi-Videotorakoskopik sempatektomi (Endoskopik Torasik Sempatektomi) (ETS): Göğüs Cerrahisi  tarafından uygulanan ameliyat yöntemidir. Göğüs kafesinin içinde terlemeden sorumlu olan sinir lifleri ve düğümlerinin yakılarak, kesilerek yada klipslenerek etkisiz hale getirilmesi şeklinde uygulanır. İşlem torakoskopik yani kapalı ve kameralı yöntemle geçekleştirilmektedir. Koltuk altı bölgesine yakın küçük kesilerden yapılan işlem ortalama 30 dk içerisinde tamamlanmaktadır. Genellikle tedbir amaçlı bir gecelik hastane yatışı sonrası hastalar taburcu olabilmektedirler. El, yüz ve koltuk altı bölgeleri için %100’e yakın oranlarda yüksek fayda  sağlanabilmekte iken, ayak bölgesinde ise faydası sınırlıdır. Ameliyattan hemen sonra şikayet bölgesinde terleme sonlanmaktadır.

ETS’nin yan etkilerinden en önemlisi ve ameliyattan memnuniyetsizliğin başlıca nedeni kompansatuar terleme adı verilen vücudun diğer yerlerinde oluşabilen aşırı terlemedir. Bu durum geliştiğinde hastanın asıl şikayet bölgesi olan el koltuk altı gibi bölgeler kuru kalırken gövdede aşırı terleme ortaya çıkmaktadır. Bu istenmeyen etkinin oluşma oranı yaklaşık %5 düzeylerindedir. Teknik olarak klips ile sinir yolunun kapatılması yöntemini tercih eden bazı cerrahlar bu durum ortaya çıktığında klipslerin çıkarılması ile ameliyat öncesi hale geri dönüş sağlanabileceği savunsalar da bunun sağlanabildiği yününde tıp literatüründe kesin kanıt oluşmamıştır ve genel olarak kabul görmüş değildir. Bir başka istenmeyen etki ise daha nadir olan göz kapağı düşüklüğüdür. Bu duruma %0,5-1 düzeylerinde rastlanır. Kalp atım hızında genellikle ciddi bir  sorun oluşturmayan yavaşlamalar da nadir görülen yan etkiler arasında sayılabilir. Bunun dışında ETS ameliyatının, her ameliyatta olduğu gibi anestezi uygulaması ve cerrahi girişimlere bağlı ameliyat anına ait riskleri de mevcuttur. Bunlara ilaçlara karşı allerjik durumlar, kanama ve kesi yarası sorunları gibi örnekler verilebilir. Bu özellikleri ile ETS operasyonu bölgesel aşırı terlemede kalıcı çözüm için yüksek başarı oranları ile göğüs cerrahisi pratiğinde sıkça uygulanan tedavi yöntemidir.