Bize Mesaj Yoluyla da Ulaşabilirsiniz!

Hemen Randevu Al

Sarkoidoz

Sarkoidoz  nedeni bilinmeyen hastalıklar arasında yer alan sistemik yani tüm doku ve organları ilgilendiren bir hastalıktır.  Hastalık tüm doku ve organlarda görülebilmekle beraber en sık akciğer ve göğüs içindeki lenf bezleri tutulur ve aynı anda birçok organ hastalıktan etkilenebilir.

Hastalığın nedeni bilinmemekle beraber yaşanılan coğrafi bölgeye göre farklılık gösterebilen, düşük yoğunluktaki maruziyet veya uyarının bağışıklık sistemini etkileyerek  hastalık gelişimine yol açabileceği ileri sürülmektedir.  Tutulan doku ve organda bağışıklık hücrelerinin oluşturduğu granülom denilen patolojik değişikliklerle seyreden bu hastalık  granülomatöz hastalıklar içersinde sınıflandırılmaktadır.  Berilyum, zirkonyum gibi maddelerin, bazı polenlerin ve bakteri, virüs, parazit gibi enfeksiyöz ajanların immünolojik bir süreci başlatabileceği ve granülom oluşumuna neden olabileceği bildirilmektedir. Ayrıca son yıllarda ailesel sarcoidoz olgularınında bildirilmiş olması bazı genetik faktörlerin hastalık oluşumunda rol alabileceğini düşündürmektedir.

Sarkoidoz hastasında hangi belirtiler ortaya çıkar ?

Daha çok genç ve orta yaş hastalığı olan sarkoidozda  birçok olguda  hiçbir belirti yoktur ve hastalık bir başka nedenle çekilmiş akciğer grafisinde rastlantısal olarak ortaya çıkar. Hastaların % 25 – 30’unda ateş, halsizlik, iştahsızlık, terleme, çabuk yorulma gibi genel hastalık belirtileri görülür. Eklem ağrıları sık rastlanılan semptomlar arasındadır.  Organa ait belirtiler ise tutulan organ veya dokuya bağlı farklılıklar gösterebilir ancak bu belirtilerin hiçbirisi tanı koydurucu değildir.  Örneğin lenf bezleri tutulduğunda boyun, koltukaltı veya kasıkta şişlikler ortaya çıkabilir veya göğüs içi lenf bezlerinin büyümesi öksürük, göğüs ağrısı gibi belirtilere neden olabilir. Lenf bezlerine ait şişlikler hastanın kendisi tarafından veya muayene sırasında hekim tarafndan saptanabilir. Akciğer dokusunun tutulumunda hasta, öksürük, nefes darlığı, hışıltılı solunum, çabuk yorulma ve nadiren kan tükürme gibi şikayetlerle hekime başvurabilir. Bazı hastalarda ateş, eklem ağrıları, yorgunluk, halsizlik, bacakların ön yüzünde sert ağrılı kırmızı- mor renkli lezyonların ortaya çıkması ile hastalık ani bir şekilde başlayabilir. Akciğerler ve lenf bezleri dışında sık tutulan organlardan biri de  gözlerdir. Böyle bir durumda gözlerde kızarıklık, bulanık görme, ışıktan rahatsız olma gibi belirtiler olabilir. Cilt üzerinde değişik karakterde kabarık lezyonlar sarkoidoz ile ilişkili olabilir. Nadiren beyin tutulumu olan olgularda baş ağrısı, baş dönmesi, görme bozuklukları ortaya çıkabilir.

Sarkoidoz tanısı nasıl konulur ?

Hastalığın ani başlayan şeklinde ateş, eklem ağrıları, halsizlik yakınmaları ile birlikte bacaklarda kırmızı-mor nodüllerin görülmesi akla sarkoidozu getirir. Eritema nodosum adı verilen bu nodüller bacakların ön yüzünde ve genellikle dizden daha aşağıda görülürler. Cilt tutulumu olan olgularda lezyonlar muayene ile saptanır, lenfatik tutulum varlığında şişmiş lenf bezleri görülebilir. Ateş, halsizlik, çabuk yorulma gibi genel belirtiler veya öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi solunum sistemi belirtileri olan bir hastada genellikle akciğer grafisi ve gerekirse tomografisi çekilerek belirtilerin nedeni araştırılır. Bu grafilerde büyümüş lenf bezleri veya akciğer dokusuna ait hastalık belirtileri görülebilir. Sarkoidozdan kuşkulanılması durumunda tanıyı destekleyici kan tetkikleri, idrar analizi, solunum fonksiyon testleri, göz muayenesi ve diğer  ileri incelemelerin yapılması gerekir.

Kesin tanı için biyopsi yapılması gerekir. Biyopsi hastalık belirtilerinin görüldüğü organ ya da dokulardan yapılır. Örneğin lenf bezleri tutulmuşsa büyümüş lenf bezinden, akciğer, karaciğer gibi organlar tutulmuşsa tutulan organlardan biyopsi alınmalıdır. Sıklıkla akciğer veya göğüs içersindeki lenf bezleri tutulduğundan tanı Göğüs Hastalıkları uzmanlarınca konulur. Hastaların çoğunda tanı için bronkoskopik yöntemlere ihtiyaç vardır. Videobronkoskopi ve özellikle endobronşiyal ultrasonografi (EBUS) yöntemleri olguların hemen tamamına yakın kısmında tanı olanağı sağlar. Genel anestezi ya da lokal anestezi altında ayaktan hastaneye yatış gerekmeksizin yapılan bronkoskopik incelemeler ağrısız ve kısa süreli işlemlerdir.  Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte kullanıma sunulan endobronşial ultrasonografi (EBUS) sarkoidoz tanısında bronkoskopinin en ön plana çıkmasına neden olmuştur. Sarkoidoz hastalığında havayolları yani bronşlara komşu alanlardaki lenf bezleri hastalığa bağlı olarak sıklıkla büyümüştür. Endobronşial ultrasonoıgrafi ile büyüyen lenf bezleri görüntülenebilmekte ve bu görüntüleme eşliğinde lenf bezlerinden iğne biyopsisi yapılabilmektedir. Bu yöntemle tanıya ulaşılamayan çok sınırlı sayıdaki hastada ise genel anestezi ile ameliyathane koşullarında yapılan mediastinoskopi ile kesin tanıya ulaşılır.

Sarkoidozda tedavi ve takip

Hastaların büyük çoğunluğu sadece lenf bezleri tutulumu ile seyreden organ tutulumu olmayan ve dolayısıyla fonksiyon kaybına neden olmayan hastalığa sahiptir ve bu olgularda tedavi gerekmez. Bu olgularda hastalık 1 yıl içerisinde % 70-80 olasılıkla kendiliğinden geriler ya da stabil seyirli kalır. Hastalığa ait inatçı öksürük, nefes darlığı gibi belirtilerin varlığında veya solunum fonksiyon testlerinde bozulma saptandığında ya da karaciğer, beyin, kalp gibi diğer organ tutulumları varlığında ilaç tedavisi başlanması gerekebilir. Tedavisiz takip ya da tedavi kararı konunun uzmanı olan ve hastalığı takip eden hekim tarafından verilmelidir.

Hastalık yaşam boyu devam edebilir ve tedavi sonrası nüksler görülebilir.